Kamuoyunda son günlerde geniş yankı uyandıran ve üst düzey yöneticiler ile kariyer personelin maaşlarına ortalama 30 bin TL seyyanen artış öngören düzenleme, çalışma hayatındaki denge tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Sosyal adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde eleştirilen bu adım, memur maaşlarındaki makasın giderek açılmasına neden oluyor.
Alım Gücü ve Enflasyon Gerçeği Resmi enflasyon rakamlarına göre yapılan artışlar, sahadaki gerçek hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmış durumda. Elektrik, doğalgaz ve gıda gibi temel ihtiyaç kalemlerine gelen zamlar, özellikle alt ve orta kademe memurların alım gücünü ciddi şekilde zayıflattı. Yaşam maliyetlerinin bu denli yükseldiği bir dönemde, maaş iyileştirmelerinin sadece belirli bir kesimle sınırlı tutulması kamu vicdanında karşılık bulmuyor.
Üst Düzeye Kepçeyle, Memura Kaşıkla Üst düzey kadroların maaşlarının enflasyon karşısında eridiği gerekçesiyle yapılan bu yüksek oranlı artış, alt kademede görev yapan memurların ekonomik zorluklarının görmezden gelindiği intibasını oluşturuyor. Kamuda çalışma barışını korumanın yolu; belirli bir zümreye ayrıcalık tanımaktan değil, tüm kamu görevlilerini kapsayan adil, eşit ve oransal bir iyileştirmeden geçiyor.
Sosyal Devlet ve Şeffaflık Zorunluluğu Kamu görevlileri arasında ayrışmaya yol açacak her türlü uygulama, uzun vadede verimliliği ve motivasyonu olumsuz etkileme riski taşıyor. Hakkaniyet ve şeffaflık ilkeleri gereği; tüm çalışanların emeğinin karşılığını aldığı, enflasyon ve hayat pahalılığına karşı korunduğu bir sistemin kurulması sosyal devlet anlayışının bir gereğidir.
https://www.iha.com.tr/bursa-haberleri/yeni-yerel-senden-ust-duzey-kamu-gorevlilerine-yapilan-maas-artisina-tepki-340861720